Sanayi tesislerinin arasında saklı kalan tarih, kültür ve doğa zenginlikleri gün yüzüne çıkıyor.
Gazetecilik stajım kapsamında çekim için bu kez Dilovası’na gittim. Genelde sanayiyle anılan bir yer olduğu için, ilk başta sadece fabrikalar ve üretim tesisleriyle karşılaşacağımı sanıyordum. Ama kameramı çevirdikçe aslında Dilovası’nın çok daha fazlasını barındırdığını gördüm. Hem tarih, hem kültür, hem de doğa… Bu çekimlerde ben de çok şey öğrendim.
İlçeye girdiğinizde sizi ilk olarak Kanuni Köprüsü karşılıyor. Mimar Sinan tarafından yapılan bu taş köprü, sadece bir ulaşım yolu değil, geçmişin izlerini taşıyan çok özel bir yapı. Hemen arkasında da Osmangazi Köprüsü yer alıyor. İkisi yan yana durunca geçmişle günümüz sanki aynı kareye sığmış gibi oluyor. Benim için çok etkileyici bir görüntüydü.
Araştırma yaparken öğrendiğim bir bilgi beni gerçekten şaşırttı. Meğerse burası eski zamanlarda Libyssa diye anılıyormuş ve Kartacalı komutan Hannibal, hayatının son günlerini burada geçirmiş. Bu kadar dünya tarihine geçmiş bir ismin son nefesini burada vermesi, burayı sadece yerel değil, uluslararası anlamda da önemli kılıyor.
Tavşancıl Mahallesi’nde yaptığım çekimlerde, dar sokaklar ve tarihi evler dikkatimi çekti. O sokaklarda yürürken gerçekten geçmişin içinde gibi hissettim. Ayrıca burada Yahya Kaptan Anıt Mezarı da var. Milli Mücadele döneminden önemli bir isim olan Yahya Kaptan’ın mezarını görmek, tarihi daha yakından hissettirdi.

Demirciler Konağı ise hem mimarisiyle hem de içindeki kültürel detaylarla dikkatimi çekti. Bu tür yerlerin hâlâ ayakta olması ve kullanılması, geçmişle bağımızı koruduğumuzu gösteriyor.
Sanayi bölgesi olmasına rağmen Dilovası’nda doğayla iç içe alanlar da var. İzmit Körfezi’ne uzanan sahil şeridi, yürüyüş yolları ve deniz feneri, ilçeye güzel bir hava katıyor. Burada sadece iş değil, nefes alacak alanlar da var.
Bu çekimler sırasında sadece görüntü değil, yaşadığım duyguları da aklımda tutmaya çalıştım staj boyunca her gittiğim yerde olduğu gibi, dilovası’nda da hem öğrendim hem de deneyim kazandım kamera elimdeyken bir yandan görüntü alırken bir yandan da bir gazeteci gibi gözlem yapmaya çalıştım.
Bu süreç bana gösterdi ki gazetecilik sadece bir haberi aktarmak değil o yerin ruhunu, geçmişini ve bugününü anlamaya çalışmakmış.
Editör: Hüseyin Resul Şimşek












