Türk İnternet Medya Birliği (TİMBİR) Başkan Vekili ve Star gazetesi yazarı Av. Cüneyt Altıparmak, sosyal medyada hızla yayılan dezenformasyon ve algı operasyonlarının kişilik haklarını tehdit ettiğini belirterek, Türk Ceza Kanunu’na (TCK) yeni bir suç tipi eklenmesini önerdi. Altıparmak, “Karalamak kolay olmamalı” diyerek, dijital çağda kişilik haklarını korumak için hukuki düzenlemelerin güncellenmesi gerektiğini vurguladı.
Altıparmak, TCK 217/A maddesinin dezenformasyonla mücadelede yetersiz kaldığını ifade etti. Bu madde, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçunu düzenlese de, uygulamada çoğu dava takipsizlik veya beraatle sonuçlanıyor. Altıparmak, “Suçun uygulanabilirliği dar. Türkiye’de bu konuda yargılaması bölge mahkemesi düzeyine çıkmış dosya 50’nin altında. Bu da birçoğunun savcılık aşamasında veya ilk derece mahkemesinde takipsizlik veya beraatla sonuçlandığını gösteriyor” dedi.
Almanya’daki ceza kanununa dikkat çeken Altıparmak, “Alman ceza kanununun ‘tahkir’ başlıklı bölümünde dört temel suç var. Birincisi bizdeki hakaret suçunun karşılığı olan düzenleme (m.185). Bir diğeri ise iftira olarak tanımlayabileceğimiz suç (m.187). Biz de olmayan iki madde var. İlki ‘kötüleme’ veya ‘dedikodu yayma’ olarak tanımlayabileceğimiz düzenleme. Buna göre; bir kimseyi küçük düşürmeye, hakkında kamuoyunu olumsuz etkilemeye elverişli bir olgu ileri sürülüyor ya da yayılıyorsa üstelik bu olgunun doğruluğu ispat edemiyorsa faile ceza verilebiliyor (m.186). Bir diğeri ise ‘siyasi hayatta yer alan kişilere yönelik’ bu eylemlerin işlenmesini düzenleyen madde (m.188). Bu suç diğer saydığımız suçların özellikli hali aslında” ifadelerini kullandı.
Hakaret davalarında “tanınmış kişilerin daha fazla eleştiriye açık olması gerektiği” yaklaşımının kafa karışıklığı yarattığını dile getiren Altıparmak, “Kişilik haklarının korunması bağlamında ciddi bir eksik olduğunu düşünüyorum. Özellikle ‘hakaret’ suçunda yargının ‘tanınmış kimseler daha fazla eleştiriye açık olmalı’ şeklindeki tavrının dosyadan dosyaya farklılık göstermesinin meydana getirdiği bir kafa karışıklığı var. Bir de bu yaklaşımın toplumumuzun yapısına ne kadar uygun olduğu konusunda da tereddütlerim var. Zira, basit bir ceza vermekten kaçınılan durumun, daha büyük bir kriminal sonuca dönüştüğünü çok kez gördük” dedi.
Altıparmak, kişilik haklarını korumak için TCK’ya “karalama suçu” eklenebileceğini belirtti. Önerisini örnek bir madde taslağıyla paylaşan Altıparmak, şu ifadeleri kullandı:
Örneklerine ve bu konudaki çalışmalara bakarak önerdiğim suçun adı ‘karalama suçu’. Bir kimse hakkında bilinçli olarak ‘dezenformasyon’ üretmek olarak tanımlayabiliriz bu eylemi. Hatta önerdiğim madde taslağı şöyle: TCK m.125/A ‘ (1) Bir kimse hakkında kişilik haklarına, aile yaşamına, icra ettiği mesleğe ve siyasi hayatına zarar verecek nitelikte yanıltıcı bilgiyi kasten meydana getiren kimseye üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir. (2) Bu suretle meydana gelen yanıltıcı bilgiyi aynı amaçla yayan kimselere de aynı ceza verilir.’… Pek tabi böyle olsun demiyorum, başta da söylediğim gibi tartışalım diyorum!”
Altıparmak, sosyal medyada hızla yayılan yanlış bilgilere karşı daha caydırıcı düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.













